Dede’nin Pençeresinden GPA-2 Bisiklet Buluşması adı ile açtığım başlığı 3′üncü ve son sunumla sonlandırıyoum. Kaldığımız yerden devamla buyrun takibe.
Garibim Can DEDE ne halt yesin bir suçluymuş gibi bakan gözlerin altında utanır olduğu yerde yarı ayakta 3-5 saniye donakalır. Taki arkadaşlarının şişenin durması ile yüzlerini tekrar Gürsel hocaya çevirmesine kadar. Bu donma esnasında adaşı Can DEMİREL ile göz göze gelen ben. Birlikte gözlerimizle konuşmaya başlarız.
‘”Hakkı : Kardeşim şimdi sarasımı ya, adam konuşuyor. Sonra yapsan olmaz mı?
Can : Abi az önce fırtına koptu ya, Bardaklar kırılır mırılır, ondan yani yoksa sen haklısın.
( İçimden de kendi kendime söylenirim tabi: Ulan nerden çıktın sen… Lanet şişe. Ne güzel sıvışıyorduk işte. Allahlım yarabbi yaa)
Hakkı : Tamam tamam git hadi ya..
Can : Kusura bakma tekrar özür. ‘” Diye biten bir sohbet.Can hocamla gözlerimiz birbirimizden ayrıldı ki benim kırışan gözlerimi ovuşturmam gerekti Sağ elimde 3 bardak sol elim sol gözümde, gözlüklerimin arasından ovuşturuyorum delice. Daha elim gözlüklerimin arasından çıkmamıştı ki benim bile yüreğimin ağzına geldiği bir gümleme şıkırdama yaşadım. Bunları yazarken bir taraftan gülüyor bir taraftan da tekrar yaşıyorum. İlk verdiğim tepki soğukkanlılığımı bilirim: Ne oldu diye karşı ve hemen ardından yukarıya bakmak oldu. Ne yalan söyleyeyim Bu cam nerden çıktı diyerek içeri girdim mi diye yukarı bakış. Siz bir de şişeden dolayı bana bakan canlarımızın toplu bakışıyla bir kez daha yüzleşseniz. Çaresizce kapının kolunu arıyor gözlerim. İnanılmaz utangaçlık var ruhumda bir titremeyle. Serice arkadaşlara dönerek şok yaşayan canlara sadece ‘’arkadaşlar bir şey yok lütfen devam edin diyebildim.” Canlarımızın ısrarlı bakışı ve bir şey varmı sualleriyle karşı karşıya kalan ben çaresizce daha sert şekliye: ‘’Arkadaşlar bir şey yok utanıyorum lütfen siz önünüze dönün ve devam edin” diyebildim. Olay taki Çağrı’nın hamleyle yanımda bitip birbirimize kısa hiddetlenmemize kadar sürdü. ‘’__ Oğlum açsana lan şu kapıyı, utanıyorum diyorum yaa. Nerden açılıyor lan bu kapı.”
Neyse ki içeri girebilmiş biraz olsun rahatlamıştım. Meğer içerdeki çocuk sesinden dolayı cilalanmış kapıyı kapatmışlar. Aramızda sayısız 112 ci olduğunda elimde kırılan candan dolayı kesilen yüzük parmağımı sarıp pansuman yapıyorlar. Malum bu parmak bana lazım ve daha evlenmedik. Oraya vazgeçilmezim olan gümüşlerimin dışında alyans da takmak istiyorum. Dostlarımın beni yalnız bırakmayıp sarmaları ne yalan diyeyim inanılmaz duygulandırdı. Bir kez daha Bisiklet Ailemizin ferdi olduğum için kendimi şanslı sayıyordum.
TESPİT : 7. Neymiş efendim hissemiz Sanmak Hataların Anasıymış. Hiçbir şey bırakıldığı yerde olduğu şekliyle kalmıyor. Bildiğiniz şey bir bakıyorsunuz dönüşüm yaşamış. Komite ne yapacakmış benim gibi her şeyi olduğu yerde sananlar için özelliklede camlar için gazete ve diğer reklâm afişlerini camlara yapıştıracakmış.
Bu kadar ilginin ardından birden yalnız kalan Can DEDE ne olduğunu anlayamaz ve yorgun düşen bedenini dinletiye sokmak amaçlı çadırına yönelir. Sabahın bizlerden ne beklediğinden habersiz uyanıp güne merhaba diyeceğimiz bir gün var önümüzde.
Sabahın ilk ışıkları ile hareketleniyor Günlük rutin telaşlarımızı yaşamaya devam ediyoruz. Toplu çıkışla hareketleniyoruz arkamızda sayısız anı ve güzellikler bırakarak.
Bundan sonraki güzergâhımız Marmaris oluyor. Marmaris aynı zamanda içimizden bazı arkadaşlarımızın ayrılma noktası oluyor. Önümüzde yine sağlam etaplar var. Güle oynaya can tadında tur adabını bozmadan pedallarımız devam ediyor. Bundan sonra ki noktamız Marmaris. Marmaris Cumhuriyet meydanında, kısa bir duruş yaparak toplandık. Burada küçük bir aksaklık yaşamadık değil. Malum bizler Bisikletlerimizle ilerlediğimizden meydandaki protokole yetişememiştik. Fazla oyalanmadan YAMAN bir hamleyle hareketlendik. Yolumuz daha epey var gibiydi. Konaklama yerine biran önce varıp, yorgunluğumuzu atmamız dinlenmemiz gerektiğini biliyorduk. Bu arada dostlarımızın kendi aralarında konuşmalara istemeden kulak misafiri oluyor sözleriyle duygulanıyordum.
‘’ Ulan tam birbirimize ve tura alıştık, o da bitiyor arkadaş. Kısa sürdü bee”
Cumhuriyet Meydanındaki fotoğraf ve video çekimlerimizin ardından yoldaydık artık. Bu arada İçmelerin büyüsüne kapıldığımı söylemeden geçemeyeceğim. Bu güzel belde de, insanı farklı diyarlara sürüklüyor.
Yolun bundan sonraki büyük bir bölümünü, sevgili Zeynep ile tamamlıyoruz. Marmaris çıkışlı video çekimlerinin ardından Albayım ve İsmail’in de katılımları ile ölümsüz kareleri bir araya getiri veriyoruz hemen. Kamp alanına az bir zaman kaldı. Kamp’a vardığımızda hiçbir şeye el atmadan soğuk şekliyle biralanma sözü veriyoruz birbirimize. Erken diyebileceğimiz bir saatte varıyoruz noktaya. Ne kadar biralancağız desek de klasik kamp telaşlarını yaşamamız kaçınılmaz oluyor. Hazırlıklarımızı serice tamamlayarak kendimize geliyoruz. Bedenler yorgun ve turun kimileri için son günü. Dostlarımızın hemen hepsi masaları doldurmuş, hararetli bir sohbete girmişler. Sohbetlerimizin ana konusu ortada. Geriden gelen tur anılarımızı canlandırarak Bura çok güzeldi. Şura çok güzeldi. Ya da. Abi Bodrum’a girişimiz gerçekten iyiydi ya… Muhabbetleri olarak çınlıyor kulaklarda. Son bir kez anlıyorum ki yapılan gerçekten de sağlam bir organizasyon.
Dalıyoruz tekrar dünyamıza. Sarıyor her masadan ayrı edayla çıkan cıvıl cıvl sesler ruhlarımızı. Silkeleniyoruz yine ansızın. Bir taraftan koyu yarenlikler yaşanırken diğer taraftan Marmaris çıkışlı ayrılıklar sarıyor etrafımızı. Giden her bir arkadaşımızın ardından yürekten çarpan alkışlar vuruşuyor avuçlarımızın arasında. Ayrılırken gözler kalanlarla bütünleşiyor. Anlık duygusallıklar zirve yapıyor o vakit. Tekrar diyoruz. Tekrar görüşüp sarılacağız birbirimiz. Kamp alanı giderek azalıyor. Kalanlar o zaman daha iyi anlıyor turun bittiğini. Bundan sonrası bizler için sembolik bir etap artık. Artık arkada kalan yok diyoruz. Ayrılması gereken tüm canlarımız vedalaştı ve ayrıldı yarılarından. Akşam yemekleri ile birlikte aç olan midelerimize düğün müjdesini veriyoruz. Bizleri taşıyan bedenlerimizde bize minnettar olacak ki, Siz merak etmeyin bizler sizleri ayakta tutacağız diyor. Vücutlarımız tüm yorgunluğumuza rağmen diriliğini muhafaza ediyor. Halinden memnun olmayan yok gibi. Arkadaşlarımızın tek telaşı yaşanılan bu güzel atmosferi içlerine sindirmek ve geride paylaşacakları hoş anılar bırakmak.
YAMAN bir ortam da YAMAN sohbetlerle keyfimize diyecek olmayan duruşlar sergiliyor canlarımız. Müthiş duygusallıklar yaşıyoruz kendi içimizde gördüklerimizden dolayı. Hani organize edilse oluşmaz bu tür bir duruş denileninden bizim yaşadığımız. YAMAN’ın bize kattığı YAMAN birliktelik için teşekkür ediyorum. Bizim içimizde sağlam bir insan sevgisi var. Bu bizdeki İnsan sevgisi onu sarıp sevmemize de engel değil. YAMAN SENİ DE SEVİYORUM DOSTUM.
Akşam demiyorum artık, neredeyse sabahıca süren deli sohbetlerimizle çınlatıyoruz etrafımızı. Gitarlar eşliğinde söylüyoruz tek yürek şarkılarımızı. İsteklerin biri geliyor bitmeden bir diğeri. Doyuyoruz bu hoş ahenkli ortama. Kendi adıma içimi acı sarıyor biran. Geçen senekinde ne olurdu da olsaydım diye. Silkeleniyorum düşüncelerin arasından Bugünü anlatıp paylaşacağın bir anın, yarın gerçekleşecek olan büyük buluşma GPA-3 var diye. Sabaha doğru son kalanlar da yenik düşüyor bedenlerinin yorgunluğuna. Sabahın erken telaşını yaşamak adına bizlerde çekiliyoruz dinlentiye. Sabah erken kalkarak bizlerde katılıyoruz herkesçe yaşanan telaşlara. Yalan yok bedenler yorgun sabahıca süren sohbetlere yenik düşmüş ve az sancılı bir kalkış yaşanıyor. Seri toparlanıyoruz, çarçabuk denilen şekliyle hani. Gurup ağır ağır çıkış yapıyor kamp alanından. En son sevgili Zeynep ve ben kalıyoruz alanda. Kalma maksadımız bir önceki gün ayrılan arkadaşlarımız gibi günü orada değerlendirecek olan Ankara Ailesinden alkış çalmak. Ankara Bisiklet Ailesinin canları ile vedalaşarak ayrılıyoruz cici alkışlarının altında.
İstikamet Akyaka. Başlangıç noktamızda sonlandıracağız bu sonu. Önümüzde sağlam bir rampa var. Ve hemen önümüzde olan arkadaşlarımıza yetişmemiz gerekiyor. Ne yaparsak yapalım bunu başaramıyoruz. Zeynep de küçük rahatsızlıklar var ve bu onu gerçekten de hırpalıyor. Kısmen sırtından destekle yardımcı olmaya çalışarak ve çoğu zaman da kendinin zorlamaları ile bir noktaya kadar varabilmiştik. Tam olarak hatırlayamadığım bir kasabada durup taksi aramaya başladık. Zeynep’in takati kalmamıştı ve ikimizin de biran önce Akyaka’ya varması gerekiyordu. Bu noktadan Akyaka’ya 10-12 Km. kalmıştı. Yolun bundan sonrası bozuk ve çalışma olduğundan bu kararı almıştık. Diğer türlü daha çok acı ve incinmişlik olacaktı. Köyün muhtarından rica ile yardımların istedik. Kendileri tüm duyarlılığı ile bize yardımcı oldular. Pikap tarzı aracın arka kısmına Sevda ile Zeynep’in Sevgi’sini beraberinde ise kendimizi yükleyerek hızlı bir şekilde hareketlendik. Akyaka’ya girdiğimizde arkadaşlarımızın büyük bir bölümünün sahile inerek Balık ekmek yemeye çekildiklerinin haberini aldık. Bitişin ardından sevgili Çağrı ve beni bekleyen SAKAR GEÇİDİ olduğundan çantalarımızı Teknik destek sağlayan Ali arkadaşın kullandığı araca yükledik. Çantalarımız önden bizde sakarı bisiklet ile geçecektik. Ürgüp’ten benimle bu etkinliğe katılan sevgili Serkan bu Geçit işine sıcak bakmadığından onu Ali ile birlikte gönderip biz aşağı sahile indik. Sahilde canlarımızın büyük bir bölümü duruyor Balık ekmeğin doyumsuz tadına varıyorlardı. Soğuk biralarımızı da söyleyerek Ekmek arası balıkları mideye gönderdik. Bira konusunda şansız olanlar maalesef sadece araç ile gelenler ya da kullananlar oldu. O yüzden Ender ağabeyimizin ve Mustafa DİNÇ hocamızın yüzü gözlerimin önünden gitmez. Önce sağduyu Bizler onların yerlerine yudumladık. Bir müddet sonra Çağrı’nın hadi sözü geldi kulağıma. Önümüzde bir geçit ve sağlam bir rampa vardı. Muğla’ya erken girmeliydik. Dostlarımızla vedalaşarak kendilerinden ayrıldık. Denizli, Antalya, İzmir ve Muğla Bisiklet Ailelerimizin bakışları arsında deniz seviyesinden çıkışla 670 RAKIMLI SAKAR GEÇİDİ’ne pedal basıyoruz.
Bundan sonrasını, bir başka deyişle SAKAR GEÇİDİ ve Muğla il turumuzdaki kültürel gezilerimizi başka bir başlık altında toparlayarak sizlerle paylaşmayı umuyorum.
Evet, canlar. Sunumumuzun sonuna geldik. Benim için gerçekten de eşsiz saydığım bu organizasyonda, Ailem arasında ki yaşadığım hoş kesişmelerin verdiği haz, unutulmazlarımın arasında yerini aldı. Birbirinden kıymetli yüreklerin bir araya geldiği bu örnek esere sahip çıkarak varlıkları ile onurlandıran tüm katılımcıların önünde saygıyla eğiliyorum. Bu ve buna benzer sayısız organizasyona ihtiyacımızın olduğunu söylemekle yanlış etmem sanırım. Yine bir büyük alkışı, bu organizasyona imza atarak emeklerini ve değerli zamanlarını ayıran dostlarıma, gözüm dolu ve buğulu olarak eğilip alkışlıyorum. Toplumumuzun duyarlı bireyleri olan siz canlarımızın Ellerinizdeki tuğlalarımızla Ülkemde ki eksikleri örmeniz takdirle karşılanacak bir eylem. Siz organizasyondaki arkadaşlarım. Bu vazgeçemediğimiz canımız bisikletimizin zincirini tamamladınız. Hepimizi bir araya getirdiniz. Bir alkışı da, 2007 doğup, sonra emekleyen ve gelenekselleşerek büyüyen çiçekleri GPA’yı bağırlarına basıp sulayarak sahiplenen, Ailemizin de vazgeçilmezleri olan Sponsorlarımıza gönderip saygıyla eğiliyorum. Bu güzel Ailemizin fertleri küçük büyük demeden birbirini sarmalı ve büyüme yolunda daha nice ahenkli organizasyonlar imza atmalı diyorum.
Emeğini Yüreğini esirgemeyen herkesi ama herkesi içtenlikle kucaklıyorum. En kötü günümüz böyle olsun dostlarım.
Yüreğim ve Sevgimle.









































