10.10.2006 : Konakladığım Demreden yola çıkmak için hazırlıklarımı yapıyorum.




























10:00 da Demre’nin içindeki açık hava müzelerinden Myra’da 800 kişilik tiyotroyu ve Noel babanın evi diye anılan yerleri gezip dolaştık.Kekovaya girmeyi arzulamama rağmen zaman yetersizliginden ve akşam gelecek yağıştan ötürü o bölümü atlamak zorunda kaldım
Demre’den çıktıktan sonra 2 km.ileride sol tarafta inanılmaz küçük tatlı bir koy(Çay ağzı) sizi bekliyor.


Çay Ağzı Koyu…

Demre’nin çıkışında Lahitleri görmek hala olası.


Uzun bir dolanıştan sonra Demre’yi geçerek uzaklaşmaya başladık.

Demre’nin 10km.çıkışı.Karayolları Mehmet Ekin Kaş bakım onarım İstasyonu Çalışanları.

Gürses köyünün keçileri.Kaş’a 34km. tabelasına kadar meşakkatli bir rampa tırmandım.



Denizden epey epey uzaklaştık.Artık nerdeyse içerilere girdik.



Yavu köyünden Süleyman küçükpınarın evi. 13:35 taze taze sebzelerden alabilirsiniz.


Süleyman ağabeynin serası.



Süleyman abi. Raylı sistemle domatesleri topluyor.







Tatlı bir inişten sonra Kaş’a varabildik.14:00







Enformasyona uğradıktan sonra bana fiat olarak uygun bir pansiyona yerleşip turlamaya çıktım.




Birde uçsamıydık acaba…









Kaş’a gelinirde Kaş’ta yüzülmez mi.




İşte size bir yüzümlük yakın Meis adası.




Bu gece Kaş’ta kalıp Yarın erkenden yola hazırlanacağım.

11.10.2006: Sağlam bir dinletinin ardından Kaş’dan ayrılıyorum.Yağmur bir yağıyor bir kesiliyor.Önümde uzun bir yol beni bekliyor.10:00 doğru çantaları koruma altına aldıktan sonra yola çıktım.İlginçtir bir süre sonra yağmur kesildi.Bunu fırsat bilen ben ,bununla kalmayıp denize dalışa geçtim.
Oturduğum yerden Kaş’şı görmek hala mümkün.

İşte dehası güzelliğe sahip Kapıtaş.Kapıtaş Mavi Mağaraya giremedim ama plajına girmekten beni kimse alıkoyamaz.



Kapıtaş da görevli iki jandarmadan biri olan mehmedim,Hakan Yalçınkaya.

Sıra bu güzel plajda yüzmeye geldi.




Artık çıkma vakti geldi.


Kaş’tan 26 km. sonra13:20 sularında Kalkan’a vardım.Hava bir iyileşiyor bir fenalaşıyor.Kalkan

Kalkan çıkışı,epey dik bir rampayı aşarak çıktık.

Patara.18km.lik bir kumsala sahip cennet bir plaj.Kalkandan sonra Yeşil köyü geçerek 7km.içeri girmeniz gerekiyor.Havanın sağı solu belli olmadığından giremediğim nadide yerlerden.
Patara kavşağı.


Saklı kent Alacat mevkiinden 15 km.sonra.Santos ise Kınık köyü çıkışında 2 km.sonra Karşınıza çıkıyor.Ben terçihimi Santosdan yana kullandım.Dedikodular ise Saklı kentin inanılmaz bir büyüye sahip olduğu doğrultusundaydı.Santos’a(okunduğu gibi yazdım.)sapaktan iki km. sonra eşsiz çam kokuları arasından sıyrılarak varıyorsunuz.





HARP ANITI.
8.87 m.Yüksekliğindeki mezar anıtı kayadan oyulmuş masif bir paye ile dört yüzü frizle çevrili küçük bir mezar odasından oluşmaktadır.Bu odanın üzeri kapak taşı ile örtülüdür.Mezar: M.Ö. 480-470 Yılları aittir.


Eşen çayı.Sontosun hemen yan kıyısından geçiyor.













Santostan çıkmaya yakın yağmura yakalandım.Eşen istikametine giderken bir kulübede dinlenip camaşırlarımı değiştirip yola devam ettim.Daha sonra yağmur şiddetini arttırdı.Mugla’nın Eşen ilçesinde masur kaldım.Burada yatılı bir okulda ağırladılar.

Boş kulübede üstümü değiştirdim.Tulumuma girip dinlendim.Epey üşümüştüm.


Sorunlu bir Petrol ofisinde yağmurun dinmesini beklemek istedim lakin bu tam olarak gerçekleşmedi.Yağmurda olsa yol bize gözüktü.

Santostan 3 km. sonra Mugla il sınırına girdim.19:00da girdim.Eşen öğrenci yurdunda ağırlandım.
Uğurcan.

Öğretmen Apdurrahman Özkan.epey bir söyleşi ve yarendeydik.

